
Hayatımız seçimlerle doludur. Doğru olan mı yanlış olan mı? İyi olan mı, kötü olan mı? Olması gereken mi, benim istediğim mi?.. Gibi soruları sorarak çeşitli seçimler yapar dururuz. Hatta o kadar fazladır ki hayatımızdaki seçimler, en basit halleriyle bile karşımızdadır: Bugün ne giysem? Kahvaltıda çay mı içsem, meyve suyu mu? Arkadaşlarımla mı görüşsem, evde mi kalsam? Ve daha nice seçenekler… Günlük seçimlerimizi yaparken bile sıkışıp kalırken daha üst seçimleri nasıl yapacağız peki? Hadi giyeceğimiz kıyafeti seçtik, eylemlerimizin doğruluğuna yanlışlığına nasıl karar vereceğiz? Sorumluluklarım mı yoksa arzularım mı dediğimizde hangisini seçeceğiz?
Bu seçimler sanki bir savaşın ortasına bırakıveriyor bizi. Hangi taraf kazanacak orası muamma… İşte tam bizim gibi Arjuna da bir savaşın ortasında sıkışıp kalmış durumda. Savaşsam mı yoksa savaşmasam mı diye düşünüp duruyor.
Peki kim bu Arjuna? Bir Hint metni olan Bhagavad Gita’nın baş kahramanı. Hocası Krişna’nın öğretileriyle doğru yolu bulmaya çalışan bir savaşçı. Bir savaş meydanının ortasında; bir tarafta kendi ailesi diğer tarafta akrabaları, komşuları, hocaları… Oku atıp atmamakta tereddütlü… Onun kararsızlığını giderecek olansa Krişna’nın öğütleri…
Krişna kararsızlık içindeki Arjuna’ya bir asker olduğunu dolayısıyla dharmasının savaşmak olduğunu söylüyor. Arjuna öğrenmek istiyor; Krişna ilerleyen bölümlerde anlatıyor, anlatıyor…
Hint öğretisinde Dharma kavramı evrensel yasa anlamında kullanılıyor. Evrenin bir yasası vardır ve evrendeki her varlık da kendi yasasıyla bu düzene uyum sağlamalıdır diyor. Yani gül tohumu ekildiğinde yasası gereği gül vermelidir sümbül değil, güneş her gün doğup batmalıdır, kalp her an kan pompalamalıdır. Cansız varlıklar bile kendi görevini yapmalıdır. Anahtar kapıyı açmalı, makas kağıdı kesmelidir. Eğer bunlardan biri olmuyorsa bir yerlerde bozukluk vardır. Bhagavat Gita’da ise Arjuna’nın yasası savaşmaktır. Çünkü o bir asker ve görevi savaşmak. Bu yüzden hocası Krişna der ki:
“Ayrıca kendi ödevin karşısında titremelisin. Çünkü bir asker için haklı bir savaştan daha çok istenecek bir şey yoktur bu haklı savaşı gerçekleştiremezsen kendi ödevini bir kenara atmış,onuruna gölge düşürmüş olursun.”
Dharmaya uyum sağlamak için ise yogayı tavsiye ediyor Bhagavad Gita. Yoga kelimesi ‘yug’ kökünden gelmir ve yug ise birleşmek anlamındadır. Yani evrenle, evrensel yasayla, dharmayla birleşmek… Bu yoga şu anda popüler olan duruşların yapıldığı yoga değildir sadece. O duruşlar hazırlık aşaması ile ilgilidir. Bunun dışında yoganın farklı türleri vardır ve Bhagavad Gita bu türlerden bahsediyor: Bilgi yogası, eylem yogası ve sevgi yogası. Ve öncelikle eylem yogasını yani karma yogayı anlatıp tavsiye ediyor. Zira karma yoga eylemde bulunmakla, bilgi yogası(jnani yoga) kitaplardan ve eylemlerden kaynaklanan daha aracısız bir ilhamla, düşünceyle ve sevgi yogası(bhakti yoga) ise aşk ve adanmışlıkla ilişkilidir. Ve bizim asıl işimiz eylemde bulunmaktır. Çünkü Krişna’nın da dediği gibi “Kimse bir an bile gerçekten eylemsiz kalamaz. Çünkü doğuştan gelen özellikleri nedeniyle insanın eylemde bulunmaktan başka çaresi yoktur.”
Peki doğru eylem nedir? Karşılıksız eylemdir doğru eylem. Hiçbir beklentide bulunmadan sadece ödev gereği hareket etmektir. Tıpkı Arjuna gibi. Eserde Arjuna dünyaların krallığını da verseler savaşmak istemediğini söylerken Krişna ona tam da bunun için savaşması gerektiğini, herhangi bir beklentisi olmadan ödevi için savaşması gerektiğini söylüyor. Ve şöyle ekliyor: “Senin işin yalnızca eylemdir hiçbir zaman eylemin meyveleri değildir. Bu yüzden eyleme veya eylemsizliğe yönelmenin sebebi eylemin meyveleri olmasın. Eylemi gerçekleştir, tanrısal olanla birlik içinde ol bağlarından kurtul ve zaferde de yenilgide de dengeni eşit şekilde koru. “
Doğaya baktığımızda görürüz ki hiçbir varlık eyleminin meyvesi ile uğraşmaz. Güneş doğduğu için teşekkür istemez, inek süt verdiği için tebrik beklemez. Çam ağacı karşılık gözetmez. Çam sakızı yaptınız, parfümümü yaptınız, kozalaklarımı aldınız demez. Yaşamaya devam eder, küsmez.
Peki ya biz? Her daim beklentilerimizle birlikteyiz değil mi? Alkış bekliyoruz, sevgi bekliyoruz, tebrik bekliyoruz, teşekkür bekliyoruz… Beklediğimiz olmadığında kırılıyoruz, küsüyoruz. Çünkü “beklentiler daima yaralar.” Halbuki içinde yaşadığımız doğaya evrene uyum sağlasak, onları biraz örnek alsak ve eylemlerimizi herhangi bir beklenti olmadan sadece yapmamız gerektiği için ödevimiz olduğu için yapsak özgürleşmez miyiz sizce de?.. Özgürleşebilmek dileğiyle…
KAYNAKÇA:
- Bhagavad Gita. (2023) (Çev. Fatma Zeren Uğur.) Eskişehir: Aktiffelsefe Kültür Yayınları
Doğu ve batı felsefelerini ve kültürlerini incelediğimiz felsefe seminerlerimize katılmak isterseniz de buraya tıklayarak ücretsiz kayıt yaptırabilirsiniz. Bu arada seminer konularımızı incelemek için Felsefe Seminerleri sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.