Felsefede Presokratik Dönem serisinde bu son yazımız atomcular hakkında olacaktır. Atomcular, Sokrates öncesi dönemde Leukippos ve Demokritos tarafından temsil edilmiştir. Antik Atomculuğun kurucusu Leukippos’tur. Hayatı hakkında pek bilgi olmayan filozofun yaşayıp yaşamadığı da şüpheli olmasına rağmen Atomculuğun kurucusu olarak kabul edilmiştir. Atomcu Okul Helenistik dönemde de devam etmiş ve burada temsilcisi Epiküros, Roma dünyasında ise Lucretius olmuştur.

Antik Çağ atomcuları Leukippos ve Demokritos Elea Okulu’nun varlık anlayışını temelde kabul etmişlerdir fakat onlardan farklı düşünceleri de vardır. Atomcu Okul’a göre doğada var olan tüm nesneler bir şeyden, maddeden meydana gelmiştir. Sözü edilen bu birliği maddenin kendilerinin atom adını verdikleri küçük ve bölünemez parçacıkları olarak tanımlamışlardır. Atomculara göre çokluk bir olanın meydana getirdiği farklı ve değişik birleşim ya da dizilmelerden başka hiçbir şey değildir. Dolayısıyla gerçekten var olan atomlar ya da madde olup dış dünyadaki çokluk görünüşten ibarettir. Yani Atomcu Okul, tıpkı Elea Okulu gibi gerçekliğin kalıcı değişmez ve ezeli-ebedi olduğunu öne sürmüştür. Fakat Elea Okulu’nun aksine değişmenin varlığını kabul etmiştir. Ama bu değişme sadece niceliksel olaraktır niteliksel değişmenin anlaşılmazlığı ve imkansızlığı hususunda Parmenidesle uyuşmuşlardır.

Atomcular başta söylediğimiz gibi maddenin nihai yapı taşları olarak bölünemez olan atomları kabul etmişlerdir. Buna göre madde bölünür, bölünür, bölünür ve son olarak karşımıza bölünemeyecek olan parçalar yani atomlar çıkar.

Boşluk konusunda atomcular, atomların fiziksel olarak bölünmesi mümkün olmadığından içinde boşluk olmadığını savunmuşlardır. Fakat onların dışındaki boşluğu kabul etmişlerdir. Şöyle ki; onlara göre boşluk dolu olmayandır. Varlıkları çoklaştıran, onları tek parça bir bütün olmaktan kurtaran da bu boşluktur. Boşluk sayesinde maddeler birbirinden ayrılabilmişlerdir.

Leukippos’a atfedilen bir cümleye göre “hiçten hiçbir şey meydana gelmez ve var olan şey asla yok edilemez.” Dolayısıyla Leukippos’a ve takiben Demokritos’a göre atomlar yaratılmamış, meydana gelmemişlerdir ve onlar ortadan da kaldırılamazlar, yok edilemezler. Bunun dışında Parmenides’in bir olanının özellikleri gibi atomlar da bölünemez parçalanamaz ve içlerine nüfuz edilemezdir. Atomlar değişmezlerdir. Çünkü onların içinde bir hareket yoktur hareket atomun içinde değil kendisindedir yani o yer değiştirebilir ama niteliksel olarak değişemez.

Atomculara göre atomlar bir büyüklük ve bir biçime sahiplerdir. Demokritos’a göre atomların bazısı yuvarlak, bazısı düz, bazısı küre, bazı küp şeklinde, bazısı çengelli veya kancalı ve benzeridir. Bu şekil farklılıklarıyla etrafta gördüğümüz varlıkların nitelik farklılıklarını örneğin renk, katılık tatlılık gibi farklılıkları açıklamışlardır. Atomcular varlıkların oluş aşamasında atomların birleşim veya bir araya gelişlerini açıklamaya çalışmışlar ve birbirinden farklı birleşme biçimleri ile varlıkların niteliklerinin birbirinden farklı olmasını açıklamaya çalışmışlardır. Bunun için diziliş ve duruş bakımından farklılıkları örnek göstermişlerdir. Şöyle ki NA ile AN’nin diziliş bakımından birbirlerinden farklılığını göstererek iki farklı nesneyi oluşturan bileşenlerin aynı olduğunu, fakat dizilişleri sayesinde nesneleri farklılaştırdığını ispatlamaya çalışmışlardır. Duruş farklılığı ile ilgili örneği ise Z harfi ile N harfi olarak vermişlerdir. O halde Z, N’den duruş veya konum bakımından farklıdır. Böylece yine aynı bileşen farklı nesneyi oluşturmuştur.

Düşünürlere göre atomların hareketleri iki türlüdür: Birincisi atomların kozmik süreç başlamadan önceki başlangıç durumunda sahip oldukları doğal hareketleri veya bir başlangıcı olmayan hareketleri, ikincisi atomların bir araya gelmeleri varlıkları meydana getirmeleri sonucu ortaya çıkan hareketleridir. Birinci tür hareketin ne kaynağı ve başlangıcı ne nedeni vardır. İkinci tür hareket ise atomların bir araya gelip varlıkları oluşturdukları andan itibaren ortaya çıkar ve bu hareketi artık tamamen mekanik bir hareket olup çarpma ve vurma hareketidir.

Atomcular nesnelerin nitelikleri ile ilgili düşünmüşlerdir. Demokritos bu konu üzerine şunu söylemiştir: “Tatlı, acı, sıcak, soğuk, renk bütün bunlar ancak birer sanı olarak vardır. Var olan ise ancak atomlar ve boşluktur.” Dolayısıyla Demokritos’a göre nesnelerin nitelikleri, algılayan bir özne olmasına bağlıdır ve bu nitelikler nesnelerle bizim aramızdaki özel bir ilişkiden dolayı bizde ortaya çıkan öznel fikirler veya Demokritos’un deyimi ile sanılar varsayımlar veya adlardan ibarettir.

Atomcu Okulun temsilcileri, anlaşılacağı üzere materyalistlerdir. Her bir şeyin atomlardan oluştuğunu savunurlar. Bu konuda Demokritos’un ruhla ilgili görüşlerine bakacak olursak ona göre ruh; ince, düz ve yuvarlak, ateş atomlarına benzer atomlardan meydana gelmiştir. Bu atomlar en hareketli atomlardır. Ve bütün bedene nüfuz eden hareketlerinden her türlü hareket olayı doğmuştur. Demokritos’a göre ruh da bir madde olmasına rağmen insanın en asli parçasıdır ve mutluluğun yeri, taşıyıcısı odur. Dolayısıyla kişinin ilgisi endişesi ilk planda ruhla ilgili olmalı onu konu almalıdır. Düşünüre göre “ruhun en üstün etkinliği bilgi edinmektir.” Fakat yine bu bilgiyi de materyalist çerçeveden açıklamıştır. Bilgi olayı diğer bütün doğa olayları gibi atomlar arasındaki vurma ve çarpma olaylarının özel bir biçiminden başka bir şey değildir. Yani algılanabilen cisimlerden bir takım akıntılar çıkar, bunlar duyu organlarına gelip çarpar ve onlar da bir ilgi oluşturur işte bu hareketle kişi bilgiye ulaşmış olur.

Atomcu Okulun düşünceleriyle Presokratik Dönem serimizin sonuna gelmiş olduk. Bundan sonraki filozoflar artık Sokrates döneminde ve sonrasında yaşamış filozoflar olup felsefe tarihinde başka başlıklar altında sınıflandırılmışlardır. Serimizin ilgili dönem hakkında zihnimizde bir ateş yakmış olması dileğiyle…

KAYNAKÇA:

  • Arslan A. (2006).  İlkçağ Felsefe Tarihi. İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları: İstanbul
  • Laertios D. (2003) Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri. (Çev. Candan Şentuna). Yapı Kredi Yayınları: İstanbul
  • Cevizci A. (2016). İlkçağ Felsefesi. Say Yayınları: İstanbul
  • Cevizci A. (2009). Felsefe Tarihi. Say Yayınları: İstanbul

Aktiffelsefe Araştırma Grubu


Doğu ve batı felsefelerini ve kültürlerini incelediğimiz felsefe seminerlerimize katılmak isterseniz de buraya tıklayarak ücretsiz kayıt yaptırabilirsiniz. Bu arada seminer konularımızı incelemek için Felsefe Seminerleri sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılarımız:

gtag('config', 'AW-802439404');