Bir önceki yazımızda Herakleitos’tan bahsetmiş ve onun Parmenides’le çatıştığını belirtmiştik. Parmenides Elea Okulu’nun kurucusu olup değişme problemi üzerinde düşünen felsefecilerden biridir. Herakleitos her şeyin değişim içinde olduğunu savunurken Parmenides değişimin mümkün olmadığını ileri sürmüştür.

Milattan önce 6. yüzyılın sonu ile 5. yüzyılın ortalarında yaşadığı düşünülen Parmenides felsefi kariyerine önce Pythrogasçı matematik ve felsefenin bir öğrencisi olarak başlamış sonra kendi felsefesini geliştirerek Pythrogasçı felsefeyi bırakmıştır. Kendinden önceki düşünürler gibi o da Doğa Üstüne isimli bir eser kaleme almıştır. Fakat diğer filozoflardan farklı olarak Parmenides bu eseri tıpkı Homeros gibi lirik bir tarzda yazmıştır. Eser görünüş yolu ve hakikat yolu başlıklarıyla ikiye ayrılmıştır. Bu görünüş yolu ve hakikat yolu ayrımı Platon’un gölgeler ve idealar dünyası ayrımına benzemektedir. Zaten Platon da Parmenides’ten büyük oranda etkilenmiştir. Eserin ilk bölümünde hakikat, ikinci bölümde illüzyon dünyası ele alınmıştır. Düşünüre göre duyu dünyası yanılgı üretir. Görünenlerin ardında değişmeyen, sınırlanmayan, bölünmeyen bir şey bulunmaktadır ancak bu fenomenal dünyanın algısından doğrudan çıkarılamaz. Görünen fizik dünyanın gündelik algısı illüzyon üretir. (Parmenides buna doksa der) dünyanın gerçekliği ise “Bir Varlık”a dayanır. Böylece Parmenides görünüş ile gerçeklik arasında bir ayrım yapmış, görünüşün duyusal olduğunu ve aldattığını gerçekliğin ise ancak akılla kavranan değişmez bir yapı olduğunu söylemiştir.

Parmenides’in  varlık kuramı üç tartışma içermiştir. Felsefe tarihçileri bunu ‘a a dır.’  ‘a a değildir.’ ve ‘ahem a’dır hem de a değildir.’ şeklindeki mantıksal önermelerle anlatırlar. Düşünüre göre varlık vardır ve bu hakikatin yoludur. Diğer iki görüş ise sanı yoludur. O görüşlerse ‘varlık var değildir’ ve  ‘varlık hem vardır hem var değildir.’ Şeklindeki görüşlerdir.  Heraklitos’un görüşünün varlığını hem var olması hem de var olmaması olduğunu söyleyen Parmenides onun kendi kendisiyle çelişik olduğu için kabul edilemeyeceğini ileri sürmüştür. Varlık var değildir görüşüne ise insanın sadece var olanı düşünüp ifade edebileceğini var olmayanın düşünülemeyeceğini söyleyerek karşı çıkmıştır. Bu durumda ona göre hakikat, varlığın var olmasıdır.

Duyulara güvenmeyip rasyonalist bir bakış açısıyla bakan Parmenides varlığın varlığa nereden geldiğini akıl yürütme ile bulmaya çalışmıştır. Ona göre iki alternatif vardır: varlık varlığa ya varlıktan ya da yokluktan gelmiş olabilir. Tüm Yunanlı filozoflara göre ikinci alternatif mümkün değildir. Çünkü onlara göre hiçten hiçbir şey çıkmaz. Dolayısıyla varlık varlığa gelmemiş veya yaratılmamıştır. Çünkü o varlığa kendisinden gelmiştir yani varlık kendi kendisiyle aynıdır.

Parmenides’e göre varlığın parçaları da yoktur. Çünkü parça diye bildiğimiz şeyler bütünün aynısıdır. Yani varlık bölünemez bu bölünemez varlık aynı zamanda süreklidir ve bütündür onda artma ya da azalma olmaz.

Yine düşünür varlığın ya da gerçekliğin sonlu ya da sınırlı olduğundan yani zaman bakımından ezeli ve ebedi yani başlangıçsız ve bitimsiz olmasına rağmen mekan bakımından sonlu ya da sınırlı olduğunu söylemiştir. Bizler genelde sınırsızlığın bir üstünlük durumu olduğunu düşünürken Parmenides sonsuzluğu ya da sınırsızlığı bir eksiklik ya da kusur olarak değerlendirmiştir ona göre sınırsız olan tam anlamıyla gerçekleşmemiştir sınırlı olansa mükemmelliğe ulaşmış olandır.

Varlık alanında onu sınırlayan ondan başka bir varlık olmadığı için o aynı zamanda birdir. Ayrıca varlık hareketsiz veya değişmezdir. Bu bakımdan Hertakleitos’la çatıştığını söylemiştik. Herakleitos her şeyin bir akış içinde değişim içinde olduğunu söylerken Parmenides varlığın hareketsiz ve değişmez olduğunu söylemiştir.

Parmenides varlığın küre şeklinde bir gerçeklik olduğunu öne sürmüştür. Yani varlığı madde ile ifade etmeye çalışmıştır. Bunun için küreyi seçmesinin sebebi tam merkezden hareketle her yönde aynı ölçüde ağır olması her yere aynı uzaklıkta bir merkezinin olmasıdır.

Parmenides şiirinin sonlarına doğru düşüncenin doğru olabilmesi için kesinlikle gerçek bir nesnesi olması gerektiğini belirtmiştir. Çünkü “düşünülmesi mümkün olan var olması mümkün olanla aynı şeydir” demiştir. Yani ona göre varlığın var olmadığını söylemek imkansızdır. Çünkü var olmayan düşünülemez, bilinemez ve dile getirilemez.

Kendinden önceki filozoflara nazaran daha komplike düşüncelere giren Parmenides bu düşünceleriyle kendinden sonraki filozofları da büyük ölçüde etkilemiştir. Platon ve Aristotales etkilediği filozoflardan bazılarıdır. Yine Stoacılar da Parmenides’in görüşlerinden etkilenmişlerdir. 

Parmenides’in kurduğu Elea Okulu,  Elealı Zenon ve diğer öğrencilerle birlikte devam etmiştir. Ancak biz bir sonraki yazımızda Sokrates öncesi doğa filozoflarının son grubu olan Plüralistlerden bahsedeceğiz. Bir sonraki yazımızda görüşmek dileğiyle…

KAYNAKÇA:

  • Arslan A. (2006).  İlkçağ Felsefe Tarihi. İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları: İstanbul
  • Laertios D. (2003) Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri. (Çev. Candan Şentuna). Yapı Kredi Yayınları: İstanbul
  • Cevizci A. (2016). İlkçağ Felsefesi. Say Yayınları: İstanbul
  • Cevizci A. (2009). Felsefe Tarihi. Say Yayınları: İstanbul

Aktiffelsefe Araştırma Grubu


Doğu ve batı felsefelerini ve kültürlerini incelediğimiz felsefe seminerlerimize katılmak isterseniz de buraya tıklayarak ücretsiz kayıt yaptırabilirsiniz. Bu arada seminer konularımızı incelemek için Felsefe Seminerleri sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılarımız:

gtag('config', 'AW-802439404');