Biz insanların iç dünyası tıpkı doğa gibi çeşitlidir. Bizim de mevsimlerimiz vardır. Bazen bir yaz günü gibi sıcacık oluverirken bazen bir kış gibi kasıp kavururuz ortalığı, bazense sonbaharın hüznüyle hüzünlenir ilkbahar gibi çiçekleniriz. Duygularımız, hareketlerimiz, enerjimiz bazen az bazen çok olur bazense tam ortasını yani denge noktasını buluveririz. İşte Hint felsefesi bu çeşitliliği üç ilke ile ilişkilendirir: Sattva, rajas ve tamas. Bunların genel adına ise Gunalar der. Guna, tamamlanmamış cevher demektir. Evrendeki her madde ve dolayısıyla insan gunalardan oluşmuştur. Bu yüzden tamamlanmamıştır. Tamamlanmak için ise dengeye ve hatta çok daha fazlasına  ihtiyaç vardır. Hint felsefesi ve diğer birçok felsefe bunu söyler durur. 

Gunalar Hint destanı Mahabharata’nın  bir bölümü olan Bhagavad Gita’da geçer.  Eserde hoca ya da tanrı olan Krishna,  öğrencisi Arjuna’ya şöyle seslenir: “Doğa’nın üç niteliği, Sattva, Rajas ve Tamas, bütün varlıkları bağlar.” İnsan bu üç bağın ördüğü bir ağda yürür; bazen dengeye ulaşır, bazen coşkusu artar alabildiğine koşmak ister, bazen yerinden hiç kalkmak istemez. Tam olarak senin gibi, tam olarak benim gibi… 

Peki nedir bu gunaların tam manası? Tek tek açıklayalım:

Sattva, saf olanı temsil eder. Berrak bir gökyüzü gibidir; insanın zihnini huzura, kalbini şefkate, bedenini dengeye çağırır. Bir dostun içten bir tebessümünde, sessiz bir sabahın berrak havasında ya da bir çocuğun saf merakında Sattva’yı hissederiz. Bu nitelik, hakikati görme arzusunu uyandırır ve insanı daha yüksek bir bilinç düzeyine taşır.

Rajas, hareketin ve tutkunun gücüdür. Ateş gibi parlayan, yerinde duramayan bir enerji taşır. İnsanı harekete geçirir; çalışmaya, başarmaya, fethetmeye iter. Ancak bu tutku bazen öfkeye, kıskançlığa ya da doyumsuz bir hırsa dönüşebilir. Rajas, hayatın dinamizmini sağlar ama aynı zamanda huzursuzluğun da kaynağı olabilir.

Tamas ise atalettir, ağırlıktır. Kimi zaman bir gece uykusunun tatlı sükûneti, kimi zaman da umutsuzlukla gelen bir uyuşukluk… Tamas, insana dinlenme sağlar ama fazlası cehalet, atalete ve ilgisizliğe dönüşür. Gözlerimizin görmek istemediği hakikatleri örten sis Tamas’ın etkisindedir.

Tüm bu tanımlamalara bakıldığında kişinin başka bir insana yardım etmesi, doğruyu araması, dürüst yaşaması, enerjisini boşa harcamaması, enerjisiz kalmaması sattvada olduğunun göstergesidir. Çok fazla çalışması, hırsla koşturup durması, sadece kendini düşünerek ilerlemesi, duygularını aşırı denecek kadar yüksek yaşaması, rajasta olduğunun; yerinden kalkmak istememesi, gün boyunca amaçsızca yatması, aşırı uyuması,  televizyonun karşısından kalkamaması, hiçbir şeyi umursamaması tamasta olduğunun göstergesidir. 

Ben hangisindeyim diye soracak olursak cevabımız şöyle olabilir:

Sanki rajastayım ama dengeliyim de durağanım da. E o zaman diğerlerinde değil miyim?.. 

Ya da tam tersi… 

Soruyu tam olarak cevaplayamadık çünkü tek bir gunaya ben buyum deyip de diğerlerini dışlamak mümkün değildir. Evet belki biri ağır basabilir ama başta da dediğimiz gibi kişinin içinde her mevsim var. Bazen dengeliyiz bazense uçlarda… 

Peki hangisi daha iyi? Aslında üç hal için de iyi ya da kötü diyemeyiz. Çünkü her biri insanın, doğanın, evrenin halidir. Hint felsefesi, bu üçlü yapıyı evrenin kozmik ritmi olarak görür. İnsanın yolculuğu ise bu ritmin farkına varmak, onu dengelemek ve sonunda tüm gunaların ötesindeki saf özgürlüğe ulaşmaktır.

Ama şunu söyleyebiliriz ki aşırı aktiflik de aşırı pasiflik de insanı yoracaktır. Bu yüzden Krişna Arjuna’ya der ki: “Sattvayı bul onu da aş” 

Bu, Sattva’nın değerini küçümsemek anlamına gelmez. Sattva, insana hakikati gösterecek berraklığı sağlar. Ancak o bile hâlâ bir bağdır; çünkü ışığın kendisi bile insanı ışığa bağlı kılar. Nihai özgürlük, bu bağların tümünü aşmakla mümkündür.

“Guna’ların etkisiyle sarsılmayan, ışıkta da karanlıkta da aynı kalan kişi, özgürlüğe ermiştir.” 

Sonuç olarak hayat bu üç halin ritim tuttuğu bir sahnedir. Ritme uyup ahenkle dans edebilmek bilgelik arayışında olan kişinin işidir. Dengeyle ve ahenkle olabilmek dileğiyle… 

KAYNAKÇA:

  • Bhagavad Gita. (2023)  (Çev. Fatma Zeren Uğur.) Eskişehir: Aktiffelsefe Kültür Yayınları

Aktiffelsefe Araştırma Grubu


Doğu ve batı felsefelerini ve kültürlerini incelediğimiz felsefe seminerlerimize katılmak isterseniz de buraya tıklayarak ücretsiz kayıt yaptırabilirsiniz. Bu arada seminer konularımızı incelemek için Felsefe Seminerleri sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılarımız:

gtag('config', 'AW-802439404');