Çin inanışına göre her şey hiçlikten doğar. Hiçlikten, bir meydana gelir ve bu bir de bölünerek ikiyi oluşturur. Bu ikilik karşıt kutupları ifade eder. Ancak buradaki ikilik batılı anlamda bir ikilik değildir.  Batıdaki metaforlara bakıldığında ışık karanlıkla, iyi kötüyle, olumlu olumsuzla sürekli bir savaş halindedir. Bu unsurlardan birinin var olabilmesi için diğerinin tamamen ortadan kalkması gerekmektedir. Oysa Çin düşünce yapısında durum çok daha farklıdır. Çin’in duygu ve düşünce dünyasının derinliklerinde kutupsallık fikri yatmaktadır. Zıtlık ve ya karşıtlık fikirleriyle karıştırılmaması gereken bu kutupsal olma fikrini Alan Watts şu şekilde açıklamıştır: “Nasıl ki bir elektrik akımı negatif ve pozitif kutupları olmadan tasavvur edilemiyorsa aynı durum artı-eksi, kuzey-güney için de böyledir.”

Yin ve yang için de durum böyledir. Yin sözcüğü kök olarak “gölgedeki taraf”, dağın güneşe bakmayan tarafı anlamındadır. Nehrin güneyi, tepenin kuzeyidir. Yin, dişil olan ilkedir, karanlıktır, pasiftir, yıkıcıdır, zayıftır, esnektir, gizemlidir. Yang ise bu durumda “güneşli, aydınlık olan taraftır.” Yang, eril olan ilkedir, aydınlıktır, aktiftir, yapıcıdır, güçlüdür, esnek değildir, bu dünya ile ilişkilidir. Bu ilkeler aynı sistemin birbirinden farklı ama ayrılmaz olan unsurlarıdırlar ve bu unsurlar arasında birin diğerini yenmesi, diğerinin ötekini alt edip yerine geçmesi gibi bir durum yoktur. Unsurlardan birinin olmaması durumunda bütün sistem yok olur. Çünkü bu unsurlardan birinin olmaması demek, diğerinin de olmaması anlamına gelmektedir. Yin ve Yang arasındaki ilişki “hsiang sheng” yani “karşılıklı doğma ve ayrılmazlık” olarak ifade edilmektedir. İki ilke birbirlerine sevgi ile bağlıdırlar. Birbirleriyle sürekli etkileşim içerisinde olan Yin ve Yang kozmik uyumu muhafaza edebilmek için birbirlerini tamamlarlar ve birbirlerine dönüşürler, birbirleriyle uyumlu olarak, eş zamanlı bir biçimde yer değiştirirler. Bu prensip doğrultusunda örneğin, Yin olan kış, Yang olan yaza dönüşür; bir şey ve hiçbir şey, dolu ve boş birlikte ortaya çıkar, varoluş ve olmayış da bu şekilde birbiriyle yer değiştirir. Çinlilere göre her şey bu iki ilkenin sözü edilen etkileşiminin ürünüdür.

İnsan da, Çinlilere göre: “Hassas olarak dengelenmiş ve ayarlanmış varlıktır, yin ve yang birleşiminin nihai toplamıdır”. İnsanın içinde de yin ve yang vardır. Bazen, içteki denge bozulur ve biri diğerini baskılar. Ancak bu zamanda insanda muhakkak bir sorun olmaktadır. Bu sorun kendini kimi zaman bedensel bir hastalık, kimi zaman aşırı sinir yahut aşırı mutluluk şeklinde göstermektedir. İçteki yin ve yangın dengesinin korunması insanın elindedir.

Çin inanışına göre insanın içinde olan yin-yang evrenin içinde olan yin- yang ile aynıdır. Özellikle Tao düşüncesi insanın evren, evrenin de insan olduğunu savunmaktadır. İnsan bedeni , evrenin temel bileşenlerinin; Çin’in kutsal değerlerinin; gök ile yer arasındaki etkileşimin bir haritasıdır ve evrendeki tanrı ve tanrıçalarının barınağıdır bu düşünceye göre.

Evrenin kopyası olan insan, evreni anladıkça kendini anlayacaktır. Ve kendi içindeki umutları, korkuları, inişleri, çıkışları bilen insan, evreni bilecektir. Evren insanı, insanda evreni kapsadığından birindeki denge diğerindekini de sağlayacaktır Çin düşüncesine göre. Yani eğer insan dengeliyse evren de dengeli, evren dengeliyse insan da dengelidir. Tam tersi durumda, birinin dengesizliğinde, diğerinin de dengesi bozulacaktır.

Bu evrende insanın rolü kendi dengesini korumaktır. Çünkü kendisi dengeli olduğu sürece evrene faydalı olacaktır. İnsan ‘Ben’ini her daim kontrol altında tutmalıdır.

Çin’in ‘ Ben’ anlayışının özünde yatan ‘Ben’ in rolü, hem kişisel hem de evrenseldir.

‘Ben’ sürekli mücadele eden, çatışma ve bütünlük halindeki yin ve yangdır.

‘Ben’ birbirini var eden, ancak yok etmenin eşiğinde duran baş elementtir.

‘Ben’ elementleri doğuran, yin ve yanga güçlerini veren, başlangıçtaki nefestir, enerjidir.

 ‘Ben’ evrenseldir.

‘Ben’ kendinden önce olanların bir sonucu ve kendinden sonra olacak olanların nedenidir.

‘Ben’in sayesinde bütün yaşam var olacağı gibi bütün yaşam tehlikeye de girebilecektir. 

Kaynakça:

Palmer M.(2000), Yin ve Yang. (Çev. Nafiz Güder), İstanbul:Dharma Yayınları

Yazgan E. M. (2009), Eski Çin Felsefesi ve Mantık Anlayışı, İstanbul

Aktiffelsefe Araştırma Grubu


Doğu ve batı felsefelerini ve kültürlerini incelediğimiz felsefe seminerlerimize katılmak isterseniz de buraya tıklayarak ücretsiz kayıt yaptırabilirsiniz. Bu arada seminer konularımızı incelemek için Felsefe Seminerleri sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılarımız:

gtag('config', 'AW-802439404');