“Tüm insanlar siyasal düşünürdür.” Siyaset bilimci Andrew Heywood’a göre herkes bir şekilde siyasal bir kavramla iç içedir. Çünkü anlamını bilsin veya bilmesin her insan özgürlükten, eşitlikten, adaletten bahseder ve bunun üzerine fikirler söyler. Bu yüzden toplumsal bir varlık olan insan şu veya bu şekilde siyasi bir düşünce geliştirmiştir. Bu fikir ve ideolojiler siyasal hayatı çeşitli yollardan etkiler. Her şeyden önce, fikir ve ideolojiler, dünyanın anlaşılması ve açıklanması için kullanılan bir bakış açısı sağlar. Ve yine Heywood’a göre bu bakış açılarından dolayı hiç kimse dünyayı tam olarak olduğu gibi, çıplak bir nesnellikle görmez. Algıladığımız gerçeklik, aslında teorilerin ve önkabullerin oluşturduğu ince bir perdenin gerisinde şekillenir. 

Siyaset felsefesi perspektifinden baktığımızda, dünyayı gözlemlemek ile onu yorumlamak birbirinden ayrılmaz süreçlerdir; bir olguya baktığımızda ona aynı anda bir anlam yükleriz. İşte bu anlamlandırma sürecinde kullandığımız “görünmez gözlükler”, genellikle siyasi ideolojiler olarak adlandırdığımız derin inanç sistemleridir. Liberalizmden faşizme, feminizmden muhafazakârlığa kadar her “izm”, bize sadece bir siyasi pozisyon değil, kendine has bir gerçeklik sunar. 

Peki bir kavram olarak ideoloji nedir? Bugün her ne kadar nötr olarak kullanılmaya çalışılsa da ideoloji kelimesi tarihsel süreçte olumsuz kabul edilen faaliyetlerin düşünsel arka planı olarak kabul edilmiştir. “İdeolojik eylemler” dediğimizde bugün biz bile biraz korkarak bakıyoruz. Peki gerçekten bu kadar korkutucu bir kavram mı ideoloji?

İdeoloji kavramı, 1796 yılında Fransız filozof Destutt de Tracy tarafından icat edilmiştir. Tracy’nin aslında, bilinçli düşünce ve fikirlerin kaynaklarını bilimsel bir titizlikle ortaya koyacak yeni bir “fikirler bilimi” (ideaoloji) kurmak istemiştir. Ve bizim dilimizde “loji” ekiyle fikirlere, biyoloji veya zooloji gibi yerleşik bilimlerle aynı statüyü kazandırmaya çalışmıştır. Ve hatta Tracy tüm araştırma-soruşturma faaliyetleri fikirlere dayandığından, ideolojinin nihaî olarak bilimlerin kraliçesi olarak kabul edileceğini öne sürmüştür. Ancak bu yüksek beklentiler gerçekleşememiştir. 

Başlangıçta tarafsız bir bilim dalı olarak kurgulanan bu terim, siyasi mücadelelerin sertleşmesiyle birlikte rakip doktrinleri gerçek dışı veya yozlaşmış ilan etmek için kullanılan etkili bir entelektüel silaha evrilmiştir. Bugün neredeyse hiç kimse kendi görüşüne ideoloji demez; bu, genellikle “ötekinin” çarpık bakış açısını tanımlamak için kullanılan bir etikettir.

Marx’ın tanımlamasıyla ideoloji daha da olumsuz bir anlama dönüşmüş ve bugünkü bizlere miras kalan da bu olmuştur.  Marx için ideoloji, tarafsız bir fikir seti değil, sınıflı toplumlardaki çelişkilerin üzerini örten bir sahtelik mekanizmasıdır. Marx bu kavramı,  Friedrich Engels ile birlikte yazdığı Alman İdeolojisi isimli eserinde betimlemiştir:

“Her dönemde yönetici sınıfın fikirleri, hâkim fikirlerdir. Yani, toplumun maddî gücüne hükmeden sınıf, aynı zamanda hâkim entelektüel güçtür. Maddî üretim araçlarını elinde tutan sınıf, aynı zamanda zihinsel üretim araçları üzerinde de denetimi elinde tutar. Böylece, genel olarak ifade etmek gerekirse, zihinsel üretim araçlarından yoksun olanların fikirleri, bu araçlara sahip olanlarınkine tâbidir.”

Marx’ın betimlemesinde ideoloji, egemen sınıfın çıkarlarını tüm toplumun ortak çıkarı gibi sunarak sömürülen sınıflarda yanlış bilinç yaratır. Marx, kendi çalışmalarını bu “sahtelikten” ayırarak bilim olarak nitelendirmiş; bilimi hakikat ideolojiyi ise bir yanlışlık olarak görmüştür.  Ancak bu keskin ayrım, sonraki dönemlerde Lenin ve Gramsci gibi Marksistlerin sosyalist ideoloji veya proletarya ideolojisi gibi kavramları kullanmasıyla bulanıklaşmış; Marx’ın “sahtelik” olarak gördüğü kavram, tarafsız bir siyasi araca dönüşmüştür.

Ancak bu tarafsızlık uzun sürmemiş Soğuk Savaş Döneminde Karl Popper , Hannah Arendt ve J.L. Talmon gibi isimler, ideolojiyi bir “sosyal denetim aygıtı” olarak yeniden tanımlamışlardır. Ve onlar ideolojik düşünceleri ikiye ayırmışlar eleştiriye açık olmayan düşünceleri -faşizm gibi-  ideoloji, eleştiriyi destekleyen düşünceleri –liberalizm, demokratik sosyalizm gibi- ideoloji tanımının dışında açık sistemler olarak isimlendirmişlerdir. 

İlerleyen dönemlerde İngiliz siyaset bilimci Michael Oakeshott’ta ideoloji hakkında yorumlarda bulunmuş ve onun zorunlu olarak sosyal gerçekliği çarpıtan veya basitleştiren düşünce sistemi, fikir kümesi olarak görmüştür. 

1960’lardan beri ise ideoloji terimi, daha nötr bir boyut kazanmıştır.  Bu yeni yaklaşım ideolojiyi, nesnel ve tarafsız bir kavram olarak tespit etmiş ve bir zamanlar ilişkilendirildiği siyasî yüklerinden arındırmıştır. Örneğin Martin Seliger ideolojiyi, “amaçları verili bir sosyal düzeni muhafaza etmek, düzeltmek, yok etmek veya yeniden inşa etmek gibi bir derdi olup olmadığına bakmaksızın, örgütlü sosyal eylemin araçları ile amaçlarını varsaymak, açıklamak ve haklılaştırmak için başvurulan fikirler kümesi” olarak tanımlamıştır.  Bundan dolayı ideoloji, eylem yönelimli düşünce sistemidir. Böyle tanımlandığında ideolojiler, ne iyi ne kötü, ne doğru ne yanlış, ne açık ne kapalı, ne özgürleştirici ne de baskıcıdırlar, ideolojiler bunların hepsi olabilirler.

Siyasi ideolojilerin evrimini Andrew Hetwood’un “Siyasi İdeolojiler” isimli eseri çerçevesinde gördükten sonra şunu diyebliriz ki önemli olan tek başına düşünmek değil, dünyayı iyi yönde değiştirmek için çabalamaktır. Ancak bugün biliyoruz ki, dünyayı değiştirme yönündeki her hamle, önce onu nasıl yorumladığımızla şekillenir. Acaba biz hangi “görünmez gözlükle” bakıyoruz dünyaya? İşte belki de en başta kendimizi keşfetmeliyiz. Eğer hepimiz dünyayı bir fikrin perdesi arkasından görüyorsak, acaba kendi perdemizin ne kadar farkındayız? Ve acaba bizden başka fikirlere ne kadar saygılıyız?

Bir sonraki yazımızda görüşmek dileğiyle…

Kaynakça:

Heywood A. (2013). Siyasi İdeolojiler. (Çev. Ahmet Kemal BAYRAM) Adres Yayınları:Ankara

Aktiffelsefe Araştırma Grubu


Doğu ve batı felsefelerini ve kültürlerini incelediğimiz felsefe seminerlerimize katılmak isterseniz de buraya tıklayarak ücretsiz kayıt yaptırabilirsiniz. Bu arada seminer konularımızı incelemek için Felsefe Seminerleri sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılarımız:

gtag('config', 'AW-802439404');