Bir Bilim Felsefecisi Olarak Bacon

Bacon’ın Yaşadığı Dönem

Bacon’ın yaşadığı dönem, Ortaçağ’da büyük değişimlerin olduğu ve Rönesans’ın kendini belirgin şekilde gösterdiği bir dönemdi.

Evrensel Ortaçağ devleti ulus devletlere bölünmeye başlamıştı. Aynı zamanda orta sınıfın girişimciliği sonucu ekonomide yeni gelişmelerin ortaya çıkıyordu. Tabi bunlara bağlı olarak da Kilisenin maddi gücü sarsıldı. Artık şehirli orta sınıfın alışkanlıkları da değişime uğramıştı.  Başta eğitim olmak üzere artık kiliseden kopuk davranma ön plana çıkmaya başlamıştı.

Bu değişim felsefe ve bilimde de yerini bulmuştu tabi. Pek çok alanda belirgin bir gerçek vardı ki o da, skolastiği reddetmeydi . Geleneğe baş kaldırma düşüncesi yaygınlaşmıştı. 

Sonuçta da birliğe ve bütünselliğe dayanan ortaçağ anlayışının yerine artık doğruya varmak için birden çok yolun olduğu anlayışı kabul edilmeye başlanmıştı.

Rönesans, aynı zamanda matbaa, pusula, barut ve teleskop gibi önemli araçların bulunmasının yarattığı sonuçların ürünü olan bir dönemdir.

Matbaa ile birlikte, kitap yalnızca varlıklı kimselerin sahip olabileceği bir şey olmaktan çıkmış,  halk kitlelerinin bilgiyle buluşması sağlanmıştı. Sonuçta büyük kitleler bilinen dünyaya ilişkin ayrıntılı bilgiler edinme olanağına kavuşmuştur.

Pusula ile coğrafi keşiflerin daha rahat yapılabilmesine olanak sağlamış, sonuçta büyük keşif yolculukları ger çekleştirilebilmişti. Bunların en önemlisi Kristof Kolomb’un  (1451-1506) Yeni Dünya’yı keşfidir.

Barut ise savaş teknolojisi başta olmak üzere, kitlelerin yaşamında büyük değişimlere yol açmıştı. Sonuçta feodal düzen yıkılmış ve özgürlükçü bir ortam doğmuştu.

Öte yandan teleskopun bulunması da gemiciliğin gelişmesine katkıda bulunduğu gibi, bilimde de büyük oranda olgu bilgisinin birikmesini sağlamıştı.

Artık  bilimsel yöntemler tartışma konusu oluyordu.  Bu konuda Galileo (1564-1642), Bacon ve Descartes (1596-I650) öncü oldular. Çünkü bu dönemde Copernic (1473-1543), Kepler (1571-1630) ve özellikle Galileo’nun keşifleriyle, doğa olaylarına sade bir başvuru sonucu, Aristotelesçi bilim ve felsefenin yanlışları kısa sürede anlaşılmıştır.

Geriye, ana çizgileriyle Aristoteles’in niçin ve nasıl yanlışa düştüğünü göstermek, yönteminin kendine özgü zayıflığını ortaya koymak ve onun yerine daha güvenilir bir yöntem getirmek kalmıştır.

İşte bu önemli işin gerçekleştirilmesinde Galileo ve Descartes’ın yanı sıra Bacon’ın eleştirilerinin de ayrı bir önemi vardır. Özellikle Kolomb’un yeni bir kıta bulması, Galileo’nun teleskopla evrene ilişkin yeni buluşları, Bacon’ın büyük hayranlığını çekmişti. O da bunlardan etkilenerek “yeni bir düşünce dünyası” bulmak istemiştir. Bu isteğine “Büyük Yenilenme” adını vermesi bu bakımdan anlamlıdır.

Bunun için şöyle bir yol izlemeyi düşünür Bacon:

1.Öğrenim sistemindeki olumsuzluklar ve bilimdeki yanlışlıklar saptanacak.  

2.Doğru bilgiye götürecek bir yöntem hazırlanacak.

Bacon bu tasarımını; Öğrenimin evrimi, Yeni Organon, Yeni Atlantis adlı yapıtlarında sergilemiştir. Bunlar içerisinde “Yeni Organon”un  ilk sayfasında “Eski Dünya’nın sonu olarak kabul edilen Herkül’ün sütunlarını geçmekte olan bir gemi resmi var. Bu gemi “Yeni Düşünce Dünyası”na geçişi simgeler gibidir.

Bacon’ın kendi sistemi içinde tutarlılıkla ve ısrarla yaptığı şey de tam olarak bu olmuştur. Ortaçağ zihniyetinin itaate dayalı, üretimden ve yenilikten yoksun, dayatmacı ortamından  bir çıkış yolu aramıştır.

Bir Bilim Felsefecisi Olarak Bacon

Bacon’ın önerdiği yöntemi ve bu yönteme dayanılarak yapılacak bilimi anlayabilmek için  onun bilim adamı tanımıyla başlayabiliriz.

Bacon’a göre bilim adamı ne sadece rasyonalist ne de sadece deneyci olmalıdır. Her ikisinden de gerektiği kadar olmalıdır. Sadece deneyci olanı karıncaya benzer. Toplar bir araya getirir, yığar; ama kendisi buna katkıda bulunmaz. Sadece akılcı olanı da örümcek gibidir. Yalnızca kendisinde olanı ortaya koyar dışarıdan bir şey almaz.  Bir bilim adamı her ikisinin mükemmel örneği olan arı gibi olmalıdır. Hem dışarıdan malzeme almalı, hem de kendisindekileri değerlendirerek bir sonuca varmalıdır.  Kısacası bir bilim adamı hem akılcı (rasyonalist) hem de deneyci (amprist) olmalıdır.

Bacon’ın yaşadığı dönemde, deneyin bilimsel araştırmada öneminin vurgulanmış olması, modern bilim anlayışının oluşmasında ciddi bir değer taşımaktadır. Bacon ‘ı bu anlamda İngiliz emprizminin başlatıcılarından sayabiliriz.

Bacon hakikatin ölçüsü ve bilginin kaynağı konusunda oldukça bilimsel bir tavır takınmış, maddeci ve mekanist bir bakış açısının savunuculuğunu yapmış ve doğalcı bir tavır takınarak pozitivizme yaklaşmıştır.

Bilim doğayı anlamanın ve evrene ilişkin açıklamalar yapabilmenin tek yoludur. Kendi dönemine kadar bilime gereken önemin verilmediğini düşünür. Bundan sonrasında bu ihmalin yapılmaması konusu üzerinde fazlasıyla durmuşutr.  Ona göre insanoğlu doğaya egemen olmak istiyorsa, doğayı bilmeli ve onun yasalarından haberdar olmalıdır. Bunun yolu da elbette bilim yapmaktan geçer.

Bu bağlamda ilk olarak vahiy ve akıl birbirlerinden kesin çizgilerle ayrılmalıdır. Çünkü esas olan bilimsel bilgidir. Bacon’ın yaşadığı dönemi de göz önünde bulundurursak akıl ile vahyin sınırlarının birbirlerinden ayrı olarak belirlenmesi gerektiğini düşünmesine hak veririz. Aklın kendi doğasına uygun olarak çalışıp, bilime gerektiği gibi hizmet etmesini sağlayamaması açısından bu çok önemlidir.

Bilim, bir ilerleme gerektirir.  Dolayısıyla bilgiyi de güç olarak kabul etmek esastır.

Rönesans’ın getirdiği yeni doğa bilimi düşüncesinin etkisinde yaşayan Bacon’ın felsefesinin ana düsturunun “Bilgi güçtür” olması hiç de şaşılacak bir şey değildir.

Baktığımızda bütün felsefesinin temelinde insan egemenliği fikri olduğunu görürüz.  Bu bağlamda bilgiyi güç saymasının sebebi de, insanı doğaya egemen kılabilecek tek şey olarak bilgiyi görmesinden kaynaklanır.

Doğanın gücünün karşısına korkmadan çıkabilmenin yolu, Bacon’a göre bilgidir. Doğaya egemen olmanın yolu da, önce onun yasalarını öğrenmekten geçer.  Peki bunu bize öğretecek olan nedir? Tabi ki bilimdir.

Bacon’un bilime verdiği önemi, özellikle devlet ütopyası olarak kabul edilebilecek olan eseri Nova Atlantis (Yeni Atlantis)’te rahatlıkla görebiliriz. Bu ütopyadaki  Ben Salem adındaki devlet tamamen bilime dayandırılmış bir devlettir.  Bacon’ın ideal devlet anlayışında  da esas olan, bilgidir. Toplum bilgiyle donatılmalı ve bilimsel verilerle düzenlenip yönetilmelidir. Bu konuyu daha detaylı olarak yazının devamındaki  ‘Bir siyaset felsefecisi olarak Bacon ‘ bölümünde okuyabilirsiniz.

Bacon ‘a Göre Bilimin Metadolojisi

Bacon, bilimin bunu yapma yolu olarak da, zihnin önyargılarını temizlemesi ve tümevarım yapmasını vurgulamıştır.

Yeni  dünyanın yeni insanın düştüğü bir hata vardır. O da teknolojik, ekonomik ya da bilimsel bütün gelişme ve ilerlemelere rağmen, geleneğin ve katı dini yapılanmaların tutuculuğunu bırakamamış olmaktır.

Bacon’a göre klasik kuram ve yöntemlerin çıkmaz denebilecek tarafları çok fazladır.  Artık yeni sistemler oluşturulmalıdır ve bunu yaparken de bir metadoloji kullanılmalıdır.

Kurtulunması Gereken İdoller

Bacon’ın kurtulunması  gerektiğini savunduğu önyargılar, önceden edinilen bilgiler ve sanılardır. Bacon bunlara idol adını vermiş ve bunları dört gruba ayırmıştır.

  • Birinci grup idoller soy idolleri (idola tribus) : İnsanın doğasında bulunan idollerdir bunlar. Dolayısıyla  bütün insanların soyunda ortak olarak bulunurlar. Bacon’a göre bu idollerin bize yaptırdığı şey nesneleri ve  doğayı kendi ölçütlerimize göre değerlendirme yanılgısına düşmektir. Fakat insanın algılama şekli hiçbir zaman nesnelere yüklenmeye uygun olmamıştır.
  • İkinci grup idoller, mağara idolleri (idola specus) : Bu idollerden kastedilen bireyin kendi ön kabulleridir.  Bacon’ın bu idollere bu ismi vermesinin sebebi, Platon’un mağara alegorisinin bu idollerin ifade ettiği şeyle örtüşmesidir. Buna göre, her bireyin doğayı ve nesneleri algılaması kendini hapsettiği mağarası çerçevesinde gerçekleşir. Burada önyargıların sebebi, bireylerin yetişme tarzlarının, beklentilerinin, onlara öğretilenlerin doğa karşısında onları sınırlamış olmasıdır.
  • Üçüncü grup idoller çarşı idolleri (idola fori) : Bu idollerin sebebi, dildir. Kelimelerin düşüncelerimizi sınırlayarak bizi yine önyargılara götürmesidir. Tarihte ortaya koyulmuş bütün düşünceler bir dil sistemi içinde ortaya koyulmuştur. Dolayısıyla onları bu dilin bize aktardığı kadarıyla almışızdır. Bacon için bu tip idoller en tehlikeli idollerdir. Çünkü karşı çıktığı geleneksel düşünce bu idoller sayesinde devamlılık sağlayabilmiştir. Bilimin önüne engel olmasının nedeni de insanlara yüklediği dilsel alışkanlıklar sayesinde olmuştur.
  •  Dördüncü ve son grup idoller, tiyatro idolleri (idola theatri) : Bu idollerin sebebi de, eski kuramlara ve otorite kurmuş üst sistemlere körü körüne inanmaktır. Bu idoller yüzünden, yanılmış veya hatalı olsalar bile, eski kuramcıların fikirleri benimsenmeye ve aktarılmaya devam eder. Özellikle bu idol çerçevesinde Bacon’ın, fikirlerinin sorgulanmadan kabul edildiğini savunduğu ve bu konuda eleştirdiği isimlerden en önemlisi Aristoteles’tir.

Bacon, sıraladığı ve kurtulmak gerektiğini savunduğu idolleri bu şekilde belirlemiştir.  Bu idollerden kurtulabilirsek  doğayı anlama ve öğrenme yolunda sağlıklı adımlar atabileceğimizi söyler. Bu, Bacon’un metodunun birinci aşamasıdır.

Tümevarım (İndüksiyon)

Metodun ikinci aşaması ise, doğayı bize tanıtacak yolun belirlenmesidir ve ona uyulmasıdır.  Bacon bu yolu tümevarım (indüksiyon) olduğunu söyler. Bacon’ın eseri Novum Organon, tarihte tümevarım mantığı kurma yolunda bilinen ilk girişimdir. Bu nedenle, birçok yetersizlikleri olduğu kabul edilmesine rağmen, dünya literatüründe önde gelen bir yer tutar . Öyle ki, felsefe tarihinde Bacon’a indüksiyon peygamberi denmektedir .

Bacon’ın tümevarıma verdiği önemi şu sözlerinden anlayabiliriz:

“Tasım(kıyas), önermelerden, önermeler de kelimelerden ibarettir; kelimeler ise kavramlara işaret eder. Bu nedenle, eğer bütünün temelini oluşturan kavramlar karışık olarak ve şey’lerden dikkatsizce soyutlanmışlarsa üstyapıda bir sağlamlık yok demektir. Öyleyse bizim tek ümidimiz gerçek tümevarımdır.”

Bacon’un yeni tümevarım anlayışının bilinen tümevarım anlayışından farkı; basit anlamda bir yasa koymaması, iki olay arasındaki ilişkiyi bulmaması, bir kavramla kendi içinde uğraşmasıdır.

Bacon’un bu yeni tümevarımının birtakım kuralları vardır.

Birinci kurala göre algılardan genel kavramlara yükselmek ve buradan da orta terimi bulmak hızlı bir şekilde yapılmalıdır.

İkinci kurala göre de tek tek olgulardan önermelere giderken acele genelleme yapılmamalıdır, tam tersine oldukça ağır gidilmelidir.

Bu bakımdan onu modern mantığın kurucusu olarak sayarsak, yanılmış olmayız.

Bacon ve Aristoteles

Aristoteles’in tümdengelim yöntemini tek yanlı ve yetersiz olarak görmüş, araştırma mantığına uygun bir yöntem bulmak istemiştir. Rönesans’ın beraberinde getirdiği yeni bilgiler edinme kaygısını giderme yolunda büyük bir adım atmıştır.

Rönesans’ın da etkisiyle Bacon’un esas meselesi, aklın selameti olmuştur. Ona göre tek başına bırakılan akıl, aletlerle desteklenmeyen bir el gibi güçsüzleşmeye mahkum olacaktır. Aklı bu konuda eğitmek ve bilgiye ulaşmak için yeni bir mantık geliştirmek şarttır. Çünkü Aristoteles’in tümdengelimsel mantığı bilgiye ulaşmak için gerekli bilimsel çalışmalar için yeterli donanıma sahip değildir. Aristoteles veri yığınlarını sorgulamadan, test etmeden, gelişi güzel bir şekilde kullanmıştır. Aristoteles’i doğanın yeni bilgisini elde etmek için sistematik bir biçimde deney kullanmamakla itham eden Bacon’a göre tümevarım uygulanırken deney etkin olarak kullanılmalıdır.

Bacon bir ampiristtir, yani deneyciliği savunan bir düşünürdür. Bilmenin, soru sormaktan değil, denemekten geçtiğini; deney öncesi ( apriori) bilginin gereksiz bir bilgi olduğunu savunan Bacon, peşin yargılardan kaçınılması gerektiğini vurgulamıştır

 Ayrıca Bacon Aristoteles’i, genellemelere çok hızlı bir şekilde gittiğini söyleyerek de eleştirmiştir. Ona göre Aristoteles, birkaç gözlemi en genel ilkelere bir anda ulaşmak adına yeterli görerek hata yapmıştır.

Başka bir eleştirisi  Aristoteles’i, tümevarım konusunda olumsuz örnekleri hesaba katmamasıdır. Birkaç olumlu örneği genelleme yapmak için yeterli bulmasından dolayı eleştirir.

Ayrıca Bacon, Aristoteles’i eleştirdiği kadar Aristotelesçileri de Aristoteles’in fikirlerini çarptırdıkları yönünde eleştirmiştir. Buna göre, Aristotelesçiler, Aristoteles gözlem yönteminden yararlanmanın gerekliliğini savunmuş olmasına rağmen bunu atlayarak ileride yapılacak bilimin önünü kesmişler ve bilim karşıtı dogmatik bir görüşün ortaya çıkmasına sebebiyet vermişlerdir .

Bacon’a göre vahiy dışındaki bütün bilgiler duyumlardan kaynaklanır. Dolayısıyla da yalnızca tikeller vardır. Zihin duyumların algıladığı şeyler üzerinde düşünmektedir. Bu durumda bilgi hem deneysel hem de aklidir. Ancak aklın kendine has, önceden belirlenmiş veya yüklenmiş doğruları bulunmamaktadır. Bilgi doğuştan gelse de, kendisi önsel bir nitelik arz etse de, akılsal bir tarafı vardır.

Bacon insanın aklının kendi haline bırakılmaması gerektiğini söyler. Metotsuz bırakılıp  güçsüzleştirilmemesi gerektiğini savunmuştur. Bu yüzden de buna neden olabilecek her şeyi eleştirmiştir. Ona göre onun zamanına kadar hep bilinenler tekrar edilmiştir. Dolayısıyla bunların bilimsel anlamda bir yarar sağlamaları beklenemez.

Üstelik bunlar idolleri kuvvetlendirmekten başka bir işe yaramazlar. Aristoteles’in evreni tasvir ederken kullandığı kıyasın temelinde, doğaya bakarak belirlenmeyen kavramlar vardır. Oysa gerçeği araştırmanın yolu duyulardan ve tikellerden giderek en genel aksiyomlara doğru yavaş yavaş ilerlemekten geçer.

Bacon’a göre bir metot kullanmayan kişi, doğru yolda gitmeyen süratli bir koşucuya benzer. Onun sürati ve ustalığı olsa olsa hatasını kuvvetlendirmeye yarar. Oysa doğru yolda giden bir topal onu geçer.

Özetle Bacon’a göre :
  • Felsefenin kaynağı bilimdir.
  • Bilim ilerleme ve gelişme sürecidir.
  • Bilimle doğanın özünü kavramaya yönelmelidir.
  • Doğanın inceliklerini araştırmada daha yetkin yöntemler geliştirilmeli ve insanın yaratıcı gücü özgürleştirmelidir.
  • Bu da deney yoluyla sağlanabilinir.
  • Böylelikle insan bilimle doğaya hakim olarak kendini gerçekleştirebilecektir.
  • Bacon’a göre doğayı tanımanın yöntemi tümevarımdır ve bunun başlıca yolu deneydir.
  • Tasarımda kullanılan kavramlar ve ilkelerden emin olabilmek için deneye başvurulmalıdır. Ancak deneyimin sık sık belirsiz ve hatalı olması, kavramlarımızın alelacele, yanlış olarak genelleştirilmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu durumda bizim tek umudumuz, gerçek tümevarımdır. Derece derece yukarı çıkmak için düzenli bir şekilde deneyimden, gitgide daha yüksek önermelere yönelerek en genel, en iyi şekilde tanımlanmış belitlere ulaşana dek genellemelerde bulunmamalıyız.
  • Bilim felsefesi diye nitelendirilen Pozitivizm(olguculuk) de Bacon’ın bilim anlayışı içerisinde yer alır. Çünkü Pozitivizm, deneyin dışında belirtilen tüm varsayımları yok sayar.

Aktiffelsefe Araştırma Grubu


Doğu ve batı felsefelerini ve kültürlerini incelediğimiz felsefe seminerlerimize katılmak isterseniz de buraya tıklayarak ücretsiz kayıt yaptırabilirsiniz. Bu arada seminer konularımızı incelemek için Felsefe Seminerleri sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılarımız:

gtag('config', 'AW-802439404');