Karma Yoga Öğretisi

Karma sözcüğü Sanskritçe ‘kri’ kelimesinden gelmektedir. Bu kelime ‘yapmak’ anlamına gelir. Tüm fiiller karmadır. Teknik olarak karma kelimesi ‘fiillerin tepkileri’ anlamındadır. Metafizikle bağlantılı olarak, ‘geçmiş fiillerin tepkisi’ manasındadır. Swami Vivekananda’nın “Fiilin Sırrı” adlı eserinden esinlenerek yazmış olduğumuz bu yazıda karma kelimesi ‘fiil’ anlamında kullanılacaktır.

Karma terimi Doğu Felsefesi’ne ait bir terimdir. Doğu Felsefesi’ne göre varlıkların eylemlerinin sonuçları vardır. Hiçbir varlık yaptığı eylemin sonuçlarını yaşamadan mükemmelliğe ulaşamaz. Ve kimse hak etmediği sürece bir şey elde edemez, ebedi yasa budur. Bazen bunun böyle olmadığını düşünebiliriz ama uzun vadede ikna oluruz. Karmamız neyi hak ettiğimizi belirlemektedir. Çünkü bizler geçmişte ne yaptıysak bugün onun sonucuyuzdur. Ve şu anda ne yapıyorsak gelecekte onun sonuçlarını yaşayacağız demektir.  Bu yüzden biz insanlar neye dönüştüğümüzden sorumluyuzdur. İleride ne olmak istiyorsak kendimizi ona dönüştürme gücüne sahibiz. Bunun için de nasıl fiilde bulunacağımızı bilmemiz gerekmektedir. Doğu Felsefesi’ne ait bir kitap olan Bhagavat Gita akıllıca ve bir bilim olarak fiilde bulunmanın karma yoga olduğunu söylemektedir. Nasıl fiilde bulunacağını bildiğinde, kişi en yüce sonuçları elde edebilir demektedir. Tüm fiilin sadece akıl gücünü ortaya çıkarmak, ruhu uyandırmak olduğunu hatırlatmaktadır. Güç de bilgi de herkesin içindedir; farklı fiiller, onları ortaya çıkaran, devlerin uyanmasına neden olan darbeler gibidir.

Bhagavad Gita’da aralıksız fiilde bulunulması gerektiği söylenmektedir. Doğası gereği, tüm fiiller iyi ve kötüden oluşmaktadır. Sonucu olmayan hiçbir fiil yoktur. Her fiilin iyi ve kötü sonuçları vardır. Nefes alıp verdiğimizde bile iyi ve kötü tepkiler oluşmasına neden oluruz. Nefes alıp vermemiz vücudumuz için iyiyken, bazı bakteriler için kötü bir eylemdir, çünkü onların ölmesine sebeptir. İyi eylemler de, kötü eylemler de, bağımlı olunduğunda ruhu zincire vurmaktadır. Bu esareti yaratan fiilin doğasıyla ilgili Gita’da ulaşılan çözüm; yaptığımız işe kendimizi bağımlı hale getirmediğimizde, fiilin ruhumuzda herhangi bir bağlayıcı etkisinin olmadığıdır. Gita’daki temel fikir budur; “Aralıksız fiilde bulun, ama fiile bağımlı olma.”  Peki nedir fiile bağımlı hale gelmeme?

Akıl için bir göl benzetmesi kullanılırsa; akılda ortaya çıkan irili ufaklı her dalga dindiğinde, tamamen yok olmamakta, geride bir iz ve yeni bir dalga ortaya çıkma olasılığı bırakmaktadır. Yapılan her fiil, bedenin her hareketi, düşünülen her düşünce, akıl üzerinde böyle bir izlenim bırakır. Bu tür izlenimler yüzeyde belirgin olmasa da, yüzeyin altında, bilinçaltını işlemede yeterince güçlüdür. Her an kim olduğumuz, aklımızdaki izlenimlerin bu genel toplamıyla belirlenmektedir. Tam şu anda kim olduğumuz, geçmiş yaşantımızdaki tüm izlenimlerin genel toplamının tepkisidir. Karakter ile kastedilen budur; her kişinin karakteri, bu izlenimlerin genel toplamı ile belirlenir. İyi izlenimler üstün gelirse, karakter iyi hale gelir; kötü izlenimler üstün gelirse, karakter kötü hale gelir. 

   Karakterin iyi olması elbette yüce bir durumdur. Ancak bu durumdan daha da yücesi vardır ki; o da özgürleşme arzusudur. Özgürleşme; kötülüğün esaretinden olduğu kadar, iyiliğin de esaretinden kurtulmaktır. Altın bir zincir de, tıpkı demir bir zincir gibi, zincirdir. O halde, tüm kötülükler neredeyse tamamen kaybolana dek veya aklın bir köşesinde hizaya alınıp kontrol altına alınana dek, kötü eğilimler iyi olanlarla önlenmeli ve akıldaki kötü izlenimler iyi izlenimlerin teze dalgalarıyla ortadan kaldırılmalıdır; ancak daha sonra iyi eğilimlere karşı da zafer kazanılmalıdır. Böylece ‘bağımlı olma’, ‘bağımlı olmamaya’ dönüşecektir. Fiilde bulunulmalı ama fiil ve düşüncenin akıl üzerinde derin bir izlenim oluşturmasına izin verilmemelidir. Ufak dalgalar gelir gider; kaslardan ve beyinden büyük fiiller gelir geçer, ama tüm bunların ruh üzerinde derin bir izlenim bırakmasına müsaade edilmelidir.

Fiil adına fiilde bulunulmalıdır. Yapılan fiile ve sonuçlarına bağımlı olunmamalıdır. Yani herhangi bir karşılık, ödül, çıkar beklemeksizin salt eyleme geçilmelidir. Çünkü “Çalışmak görevimizdir ama meyveler hakkımız değildir.”

Bağımlı olunmamalıdır. Her şey akışına bırakılmalı, yalnızca aralıksız fiilde bulunulmalıdır. Bu dünya misafir olduğumuz bir yerdir çünkü. Kendimizi altından da olsa zincirlere vurmak yanlıştır. Eğer fiillerimize bağımlı olursak bir kölenin eylemlerinden ne farkı kalır ki? Halbuki karma yoga öğretisinin temelleri bir köle gibi değil bir efendi gibi çalışmaya dayanmaktadır. Çünkü bir köle yaptığı eylemleri severek, isteyerek yapmaz. Onun yaptığı eylemler efendisinin emirleridir. Ve köle bu fiillerin sonucunda yalnızca kendisine yarar sağlayacaktır. Bhagavad Gita’ya göre ise fiillerin sonucu beklenmemeli onlardan bir fayda arzu edilmemelidir. Yalnızca fiil adına fiilde bulunulmadır. Böylece özgürlüğe kavuşacaktır ruh. Özgürlüğün sonunda ise sevgi ile buluşacaktır insan. Dünyadaki fiillerimizi köleler gibi yaparsak bizim de içimizde sevgi olmaz ve yaptığımız iş gerçek bir iş olmaktan çıkar. Bu, akrabalarımız ve arkadaşlarımız için yaptığımız işler için de kendimiz için yaptığımız işler için de geçerlidir. Bencil amaçlarla yapılan işler köle işidir. Eğer yapılan fiil tepki olarak huzur ve kutsanmışlık sağlıyorsa bu fiil sevgi ile ve özgürce yapılmıştır.

Bhagavad Gita’da geçen bir hikayede tanrı Krişna savaşçı Arcuna’ya der ki:

“Bak bana Arcuna! Bir an için fiili durdurursam tüm evren ölür. Çalışmaktan hiçbir kazancım yok ben tek tanrıyım. Peki neden fiilde bulunuyorum? Çünkü dünyayı seviyorum.” 

Tanrı bağımlı değildir. Çünkü o sever, gerçek sevgi bizi bağımlı olmaktan korur.

  Her zaman bir karşılık beklemeden dünyaya her şeyi sunan verici konumunda kalırsak yaptığımız iş bizde bağımlılık yaratmayacaktır. Bağımlılık ancak bir karşılık beklendiğinde ortaya çıkmaktadır

  Şimdi karma yoganın ne anlama geldiğini anladık. Karma yoga ölümün sınırında iken bile sorgulamadan herkese yardım etmektir.

“Milyonlarca kez kandırılmış olsan da asla sorgulama asla ne yaptığını düşünme Asla fakirlere verilen hediyeler nedeni ile övünme veya bu kişilerin minnet duymasını bekleme tam tersine bu kişiler sana hayırseverliği bir kez daha uygulama fırsatı sunduğu için onlara müteşekkir o!”

KAYNAKÇA:

Vivekananda S.(2015). Fiilin Sırrı. (Çev. Ayça Gürelman). İstanbul: Purnam Yayınları

gtag('config', 'AW-802439404');