Çizgi romanlarda, çizgi filmlerde gördüğümüz bir ırktır Kızılderililer. Günümüzde Amerika’nın yerlileri olarak bilinmekle birlikte, haklarında pek de bir bilgi yoktur. Halbuki onların bilgelikleri erdemleri örnek alınması gerekenlerdendir. Bu erdemler, doğaya bakış açıları, düşünce yapıları bugüne kadar neden gelmemiştir, kederlenecek şey doğrusu. Onların erdemlerinden daha fazla nasiplenebilseydik birçok şey daha iyi olacaktı belki de… 

Bizler araştırıp bulabildiğimiz kadar ortaya dökmeye çalışacağız Kızılderililerin bilgece düşüncelerini. Hepimizin nasibine en iyi şeylerin düşebilmesi dileğiyle…

Öncelikle dini inançlarına bakacak olursak; çok çeşitli inanışlara sahip olduklarını görürüz. Bunun temel sebebi dini bilgilerinin yazılı bir kaynakta olmayışıdır. Ama tüm toplumların ortak özellikleri vardır. Bunlardan en önemlileri: Her şeyin Büyük Ruh’a ait olduğuna inanmak, doğayı ve doğadaki tüm varlıkları kutsal semboller olarak görmektir. Onlara göre Büyük Ruh, kendini tabiattaki eserleriyle tanıtmaya çalışır. Örneğin Cherokee yaratılış mitinde, ” Büyük Ruh “, insanları yaratmadan önce bitki ve hayvanları yaratır. Tanrı’nın yedi gün yedi gece uyumadan bekleme emrini yerine getiren sedir, çam ve defne ağacı mükâfat olarak yapraklarını dökmeme, dolayısıyla daima canlı kalmasıyla ödüllendirilmiştir. Bu ağaçların ebedi yeşillikleri Tanrı’nın ebedi oluşunu simgeler.

Her yer onlar için dua yeridir ve tüm doğa bu nedenle kutsaldır. Ayrı bir tapınak inşa etmemişlerdir. Onlar için doğadaki ruhlar tek bir kaynağın izleridir. Tekâmül ve atalarının bilgeliğine bağlı eylemlerde bulunmak önemlidir.

“Uygar insanlar, insan yapımı basılı sayfalara çok fazla bağlılar. Ben Yüce Ruh’un kitabına yani onun yarattığı her şeye bakıyorum. Eğer doğayı tanımaya çalışırsanız, o kitabın çok büyük bir kısmını okuyabilirsiniz.” Tatanga Mani, Stoney Kabilesi

 “Bizim halkımız ile beyazlar arasındaki en büyük fark alçak gönüllülüktedir. Bizim insanımız ne kadar yükselirse yükselsin, ne kadar ileriye giderse gitsin, bilir ki Yaratıcı’nın ve evrenin önünde bir kum tanesidir.” – Lincoln Tritt, Athabascan Kabilesi

“Yalnız yürümüyoruz. Büyük yaratıcı arkamızda yürüyor. Bunu bil ve şükran duy.”

Kızılderililer için doğa kutsal olduğundan tüm canlılar da birer kardeş olarak görülmüştür. Doğaya asla zarar vermemişler, toprağın bir mülk olarak edinilebileceğini asla kabul etmemişlerdir. Bu yüzden Avrupalılar kendilerinden toprak satın almak istediğinde şeflerden biri “Beyaz Adama Mektup” yazmıştır. İşte o mektuptan bazı satırlar:

“Gökyüzünü, toprağın sıcaklığını nasıl satın alabilirsiniz?..

…Çam ağaçlarının pırıldayan iğneleri, vızıldayan böcekler, ak kumsallı kıyılar, karanlık ormanlar ve sabahları çayırları örten buğu, halkımın anılarının ve geçirdiği yüzlerce yıllık deneylerinin bir parçasıdır…

…Çünkü Kızılderili, gerçek anasının toprak olduğunu bilir…

…İnsan bir su birikintisinin çevresinde toplanmış kurbağaların, ağaçlardaki kuşların ve doğanın seslerini duymadıkça yaşamın ne anlamı ne değeri olur?..

…Canlıların yok edildiği bir dünyada, insan ruhu yalnızlık duygusundan ölür gibi geliyor bize. Unutmayın, bugün canlıların başına gelen, yarın insanın başına gelecektir. Çünkü bunlar arasında bir bağ vardır…

…Toprak insana değil, insan toprağa aittir. Ve bu dünyadaki her şey, bir ailenin bireylerini birbirine bağlayan kan gibi ortaktır ve birbirine bağlıdır. Bu nedenlerle dünyanın başına gelen her felaket, insanoğlunun da başına gelmiş demektir…

…Bir gün bakacaksınız,  gökteki kartallar, dağları örten ormanlar yok olmuş, yaban atları evcilleştirilmiş ve her yer, insanoğlunun korkusuyla dolmuş. İşte o gün, insanoğlu için yaşamın sonu, varlığını sürdürebilme savaşının başlangıcı gelip çatmış olacak… 

…Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam, paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.”

 Onlara göre doğa, kimi zaman dost, kimi zaman eğitmen, kimi zaman yoldaştır. Doğal ihtiyaçlarını karşıladıklarında, bir meyveyi tükettiklerinde, bir hayvanı yediklerinde doğaya minnet duymuşlardır. Kızılderili şefler kabilelerini sürekli uyarmıştır: “Yemekten önce her zaman yemeğe teşekkür etmek için zaman ayırın.”

“İnsan tabiattan uzaklaştıkça kalbi katılaşır.”

“Bütün bitkiler bizim kardeşimizdir. Onlar bizle konuşur eğer kulak verirsen onları duyabilirsin”

“Yeryüzünün sonuna gittim/Suların sonuna gittim/Gökyüzünün sonuna gittim/Dağların sonuna gittim/Arkadaşım olmayan bir şey göremedim” Kızılderili Şarkısı

Kızılderililer erdemli davranışlara büyük önem vermişlerdir. Onlar için doğru ve yanlışın ayırt edilmesi önemlidir. Çocuklarını ders verici hikayelerle eğitmişler onların iyi insanlar olması için çaba harcamışlardır. Bu yüzden erdemlerle ilgili çeşitli atasözleri söylemişler ve kendilerine Şeref Yasaları koymuşlardır: 

“ İnsan iki ruhludur. İçinde bir iyi köpek bir de kötü köpek kavga eder. Hangisini daha çok beslersen o kazanır.”

“Bir başkasının kabahati hakkında konuşmadan önce daima kendi çarığının içine bak.”

“Kaybetmeyi ahlaksız bir teklife tercih et. İlkinin acısı bir an, diğerinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer.”

“ Onun ayakkabıları ile bir mil yürümediğiniz sürece bir kişiyi asla eleştirmeyin.”

“Yanlışı gören ve önlemek için eli uzatmayan yanlışı yapan kadar suçludur.”

“Her şey halkadır. Her birimiz kendi hareketlerimizden sorumluyuz. Hepsi döner dolaşır, bize geri gelir.”

“ Dünyadaki her şeyin bir sebebi vardır. Her bitki bir hastalığı tedavi etmek için büyür. Ve her insan bir görevle yaratılmıştır.”

“Eğer herkes bir başkası için bir şey yaparsa dünyada ihtiyaç içinde kimse kalmaz. Sadece bir kişiye yardım et! Şimdiki usul bu değil ama inanıyorum, insanlar bu yolu öğrenecekler.”

“Sular yükselince balıklar karıncaları yer… Sular çekilince de karıncalar balıkları… Bugünkü üstünlüğüne güvenme, kimin kimi yiyeceğine suların durumu karar veriyor gördüğün gibi…” Kızılderili Atasözü

“İlk öğretmenimiz kendi kalbimizdir” Kızılderili Atasözü

“Seksen yedi yaşında kör bir adamdı. Bana bir gün dedi ki: “Delikanlı, koşarken dağın tepesine bak. Gözlerini dağdan ayırma. Çalıların, ağaçların altında eriyip gittiğini hissedeceksin. Ne zaman hayatın müşkülleriyle yüz yüze gelirsen dağın tepesine bakmayı hatırla.” (Alfonso Ortiz, Tewala Kabilesi)

KIZILDERİLİ ŞEREF YASALARI

1 – Dua etmek için güneşle birlikte kalk. Tek başına dua et, sık sık dua et. Büyük Ruh dinler, eğer sen konuşursan

2 – Yollarında kaybolmuş olanlara karşı anlayışlı ol. Cehalet, kibir, öfke, kıskançlık ve açgözlülük, kayıp bir ruhtan kaynaklanır. Rehberlik bulmaları için dua et. 

3 – Kendini, kendi kendine araştır, keşfet. Başkalarının senin yolunu senin için belirlemelerine izin verme. O senin, sadece senin yolundur. Diğerleri o yolu seninle birlikte yürüyebilirler, fakat hiç kimse o yolu senin için yürüyemez.

4 – Misafirlerine evinde saygıyla davran. Onlara en iyi yiyeceklerini ver, en iyi yatağı ver ve onlara saygı ve onurla muamele et. 

5 – Herhangi bir kişiden, bir topluluktan, bir çölden ya da bir kültürden olsun, senin olmayan şeyi alma. O ne kazanılmıştır, ne de verilmiştir. Senin değildir. 

6 – Yeryüzü üzerindeki her şeye saygılı ol, ister insan, ister hayvan veya bitki olsun. 

7 – Diğer insanların düşüncelerini, isteklerini ve sözcüklerini onurlandır. Başka birinin sözünü asla kesme, alay etme ya da taklidini yapma. Herkese kişisel ifadeleri için izin ver.

8 – Başkalarına asla kötü bir şekilde konuşma. Evrene bıraktığın negatif enerji, sana katlanmış olarak geri döner. 

9 – Herkes hatalar yapar. Ve tüm hatalar bağışlanabilir. 

10 – Kötü düşünceler zihinsel, bedensel ve ruhsal hastalıklara neden olur. İyimser ol. 

11 – Doğa bizim için değildir, o bizim bir parçamızdır. Onlar senin dünyasal ailenin parçalarıdır. 

12 – Çocuklar geleceğimizin tohumlarıdır. Onların yüreklerine sevgi ek ve bilgelik ve hayatın dersleriyle sula. Onlar büyürken, onlara büyümeleri için yer bırak. 

13 – Başkalarının kalplerini incitmekten kaçın. Verdiğin acının zehiri sana geri döner. 

14 – Her zaman dürüst ol.

15 – Kendini dengede tut. Senin Zihinsel ben ‘in, Ruhsal ben ‘in, Duygusal ben ‘in ve Fiziksel ben ‘in – hepsinin güçlü, saf ve sağlıklı olmaya gereksinimi var. Zihnini güçlendirmek için bedenini çalıştır. Duygusal rahatsızlıkları iyileştirmek için ruhsallıkta büyü.

16 – Kim olacağını ve nasıl davranacağını belirlerken bilinçli kararlar ver. Kendi eylemlerinin sorumluluğunu üzerine al. 

17 – Başkalarının mahremiyetine ve kişisel yerlerine saygılı ol. Başkalarının kişisel eşyalarına dokunma, – özellikle kutsal ve dini eşyalarına. Bu yasaktır.

18 – İyi talihini başkaları ile paylaş. 

19 – Başkalarının dini inançlarına saygı göster. Kendi inancını başkalarına kabul ettirmeye çalışma.

20 – Önce kendine karşı dürüst ol. Önce kendini besleyemezsen ve kendine yardım edemezsen, başkalarını besleyemezsin ve onlara yardım edemezsin.

Kızılderililer erdemli bir yaşamı dilemişlerdir daima. Onlar ne çizgi filmlerde gösterildiği gibi hayali ögelerdir, ne de anlatıldığı gibi vahşi, medeniyetsiz yaratıklar… Onlar bir felsefenin sembolüdürler. Düşünceleri ile, doğaya olan saygıları ile  örnek almamız gereken bir millettir. 

Yazımızı bir Kızılderili duası ile sonlandırmak istiyoruz. Örnek alabilmek dileğiyle…

“Büyüh Ruh!
Rüzgarlarla kimin sesini işitiyorum ve kim tüm dünyaya yaşamın soluğunu veriyor? Beni işit… Ben, küçük ve zayıfım, senin gücüne ve bilgeliğine ihtiyacım var.
İzin ver güzelliklerde yürüyeyim; gözlerim kızıl ve mor gün batımını görsün.
Bana el ver ki, senin yarattıklarını tutup saygı duyayım; kulaklarımı keskin kıl ki, sesimi işiteyim.
Beni bilge kıl ki, halkım için ne düşündüğünü anlayabileyim.
Her yaprak ve kayada saklı olanı öğrenmem için gerekli dersleri öğret.
Güce ihtiyacım var ama bir kardeşimden fazla değil; güç bana en büyük düşmanım olan kendimle savaşmak için gerekli.
Sana temiz ellerle ve dürüst gözlerle gelmem için beni daima hazır kıl.
Yaşam bir gün batımı gibi solarken, ruhum sana utançsız gelsin.”

gtag('config', 'AW-802439404');